Okul Öncesi Spor
ÇOCUK VE BEDEN EĞİTİMİ ÖNEMİ
Çocukluk dönemi, insanın doğumundan itibaren cinsel olgunluğa ulaşıncaya kadar yaşadığı dönemi kapsar. Bu süreç genel olarak kızlarda 10 yaş, erkeklerde 11 yaş sonuna kadar devam eder. 0-14 ay arası bebeklik dönemi, 15-36 ay arası özerklik dönemi, 4-6 yaş arası bireysellik kazanma dönemi, 7-11 yaş arası toplumsallaşma dönemi olarak seyreder.
Bugün sporun bir eğitim aracı olarak çocuğun her yönden gelişmesinde büyük rol oynadığı bilinmektedir. Sportif oyunlara bir ekip üyesi olarak katılma; çocukta yardımlaşma, beraber çalışma, diğer ekip elemanlarına ve oyun düzenine saygılı olma gibi duyguları geliştirir. Sosyal ilişki ve bağların kuvvetlendiği spor olgusuna daha önceki uygarlıklarda da yer verilmiştir. ilkçağ uygarlıklarının beden eğitimi etkinlikleri, daha geniş anlamda vücut kültürü faaliyetleri; çağlarının belirli niteliği olan savaşla yakından ilgilidir. ilkçağ uygarlıklarından Mısır'da bugün bizim eğitsel oyunlar içinde bedensel aktivite olarak kullandığımız, grup halinde el çekme yarışının çocuklara uyarlandığı görülür. Yahudilerde babaların çocuklara öğretmek zorunda oldukları üç esaslı işten biri yüzme olarak karşımıza çıkıyor. İranlılarda ise çocukların 7 yaşından itibaren devlete ait olmaları nedeniyle beden eğitimi büyük ilgi görüyor, 15 yaşına kadar askerliğe hazırlık devresi geçiriyorlar. Çin'de Kung-Fu (Çin boksu) vücut kültürü faaliyetine damgasını vuruyor. Din adamları tarafından uygulanan, dolaşım sistemini geliştiren hareketler ve danslar, hijyenik olan cimnastiğin esasını teşkil ediyor ve çocuklar bu eğitimden geçiriliyorlar. Hint uygarlığında ise bilhassa dans öğrenimi, dini nitelik taşısa bile, formal eğitim içinde küçük yaşlarda başlatılıyor. Batı uygarlığının bugün hayranlıkla bahsettiği ilkçağ Yunan uygarlığında; vücut kültürü faaliyetlerinin temelinde, ruhla birlikte vücudun da eğitilmesi fikri yatmaktadır. Isparta'da ise çocuklara 5 yaşından itibaren flüt ve lir eşliğinde ritmik hareketler ve dans öğretilir (5, 10). Birkaç örneğini verdiğimiz eski çağlardaki çocuk sporları, bugünkü şekliyle ancak 20. yüzyılda karşımıza çıkmaktadır.
Çocukluk süreci, özellikle 18. yüzyıldan itibaren yaşamın farklı ve özel bir bölümü olarak algılanmaya başlandı. 19. yüzyılda eğitimciler ve ahlakçılar, çocuklara kendilerini ifade etme olanağı verilirse sağlıklı büyüme göstereceklerini, davranışlarında sosyal sorumluluk taşıyabileceklerini ileri sürerek, çocuk gelişimi ve davranışlarının yönlendirilmesi gerektiğini savundular. Günümüze kadar süregelen gelişmeler, çocuklara özgü bir dünya yarattı. Çocukların bu ayrı dünyasında, onların gereksinmelerine, ilgilerine ve yeteneklerine göre hazırlanan etkinlikler, okulları kitaplar, alışveriş merkezleri, yiyecekler gibi pek çok şey yer almaktadır. Anne, baba ve eğitimciler, çocuklara karşı ilk ve ortaçağın aksine daha "empatik" oldular. Çocukların duygusallaştırılması olarak nitelenebilecek bu eğilim, 20. yüzyılı gerçek bir çocuk yüzyılı yapmıştır. "Çocukluk Döneminde Spor" kavramı da yine bu yüzyılda oluşmuştur (8, 2). Spor bilimlerinin değişik alanlarında yapılan araştırmalar yüksek performans için çocuk yaşlarda spora başlama gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Ancak çocukluk dönemindeki sporun sadece bu yönüyle ele alınması ve değerlendirilmesinin ve geleceğin şampiyon sporcuları için küçük yaşlarda yapılan aşırı yüklenmelerinin zararları yine bilimsel araştırmalarla saptanmaya başlamıştır. Psikolojik ve toplumsal açıdan, çocukluk dönemindeki sporun, çocuğun bedensel özelliklerini ve ruhsal yapısını göz önünde bulundurarak, fiziksel kapasitesinin gelişimine yardımcı olacak, kendine güvenini sağlayacak, cesaretini arttıracak, kurallara uymayı ve başkalarının haklarına saygı göstermeyi öğretecek oyun formunda çalışmalardan oluşması gerekir.
Yıllar öncesi Çek eğitimcisi Yan Amos Komenski'ye göre, her şeyden önce çocuğun dünyası oyundur. Çocuk oyunlara sıfır yaşından itibaren başlayıp değişik yaş gruplarında değişik amaçlı ve karakterli oyunlar oynar (2, 11). Oyun çocuğun her alanda serpilmesine ve kişilik kazanmasına olanak sağlayan bir etkinliktir. Piaget, oyunu yapısal açıdan ele almış ve a) alıştırma niteliğinde olan oyunlar, b) simgesel oyunlar ve c) kurallı oyunlar olmak üzere üç tür oyun saptamıştır. Alıştırma niteliğinde olan oyun ilk aylarda gelişir, doruk noktasına ilk iki ya da üç yaşlarında ulaşır, sonra yavaş yavaş gücünü yitirir. Simgesel oyun 2. yıl süresince simgesel işlevlerle başlar, özerklik dönemi süresince bir doruk noktasından geçer, sonra da etkisini azaltmaya başlar. Erişkin kişilerin oyun kurallarına öykünmeden oluşan kurallı oyun da bireysellik kazanma ve toplumsallaşma dönemlerine özgü bir oyun türüdür. Oyunun çocuklar arasında ortak bir anlaşma yolu olduğu bilinmektedir. Oyun, bir yandan çocuğun fiziksel ve zihinsel yapısını geliştirirken, diğer yandan da onun nesneler dünyasıyla ilişki kurmasını, özgürlük ve bireysellik kazanmasını sağlayan, daha sonra da toplumsallaşmasına büyük ölçüde yardımcı olan çok önemli bir etkinliktir (6, 120). Özellikle günümüzde çocukların hareket alanları son derece sınırlıdır. Apartman dairelerinde yaşayan, okula servisle giden, televizyon ve bilgisayar karşısında vakit geçiren çocuk, çarpık kentleşme nedeniyle çocuk oyun alanı ve parklara da hasret kalmıştır. Bu durumda hareket ihtiyacını karşılayacak, enerjisini boşaltacak ders dışı sportif etkinlikler ve beden eğitimi dersleri giderek önem kazanmaktadır. Zaten beden eğitimi derslerinin amacı da Milli Eğitimin temel ilkelerine uygun olarak kişinin beden ruh ve fikir gelişimini sağlamaktır. Bu derslerde oyun, jimnastik ve sportif çalışmalar bütünü ile kişinin bedence sağlam, fikirce uyanık, ruhen sağlıklı olmasına yöneliktir. Ancak teorik olarak benimsenen ve ders içeriği olarak planlanan bu amaçlarını, kalabalık sınıflar, yetersiz araç, gereç ve uzman öğretmen eksikliği yüzünden hayata geçiremediği de bir gerçektir.
Çocukluğun ilk yıllarındaki sosyal ve duygusal gelişimi daha sonraki yıllarda sosyal ve duygusal gelişiminin temelini oluşturur. Küçük çocukluk ya da özerklik döneminde kazandığı yürüme ve konuşma özellikleri onu süt çocuğundaki çaresizliğinden kısmen de olsa kurtarır. Yeni kazandığı bu becerilerin keyfini çıkarırken, özgürlüğün farkına varmaya başlar. Ancak kendini korumaya yönelik, hiç düşünmediği yasaklar devreye girer. Onlara yetenekleri çerçevesinde serbestlik tanınırsa, sağlıklı bir gelişim beklenebilir. Okul öncesi ya da oyun dönemi, çocukluğun en renkli çağlarından biridir.
Oyun bu dönem çocuğunun en önemli uğraşısıdır. oyun, çocuğun ruhsal gelişiminde ve kişilik kazanmasında, sevgiden sonraki en önemli ruhsal besinidir. Okul öncesi dönemde motor becerilerin gelişmesinde sosyalleşmenin etkileri görülmeye başlar (8, 28). Sportif oyunlar içinde çocuk kendi bedenini tanır, yeteneklerinin farkına varır. Başarabileceği ve başaramayacağı hareketleri, emniyetli bir ortamda öğrenerek gereksiz tehlikelerden uzak duracak deneyimler edinir. Kendi yaşında çocuklarla bir arada, paylaşma ve yardımlaşmayı öğrenir. Sorumluluk alma ve düzenli çalışma alışkanlığı edinir.
İnsan biyo-kültürel ve sosyal bir varlıktır. Kültürel koşullar içinde sosyal ilişkiler, hem toplumun, hem kültürün, hem de bireyin yapısını etkiler. Bireyin tüm yaşamı çevresine uyum sağlama çabası içinde geçer. Bu uyum çabası doğumdan başlayarak bir gelişim göstermektedir. Sosyalleşme birçok karmaşık faktörün etkilediği bir oluşumdur. Bireyin sosyalleşmesinden, bir anlamda yaşadığı kültürü ve dolaylı olarak bu kültürle bağlantılı diğer kültürleri öğrenmesi kastedilmektedir. Bir diğer anlamda ise, sosyalleşme, kişinin, grubun kural ve değerlerine uymayı öğrenmesi, bu değerler düzenini benimsemesidir. Bu öğrenme doğumdan ölüme dek tüm yaşam boyunca devam eder ve bu süre içinde bireyin çevredeki insanlarla ilişkileri ve diğer çevre faktörleri sosyal uyumunda önemli rol oynar (11, 55).
Oyun bir kültür iletişimi aracının alıştırmalarıdır. Çocuk oyun oynarken kendi çevresindeki araçları kullanır. Oyuncakların, araç ve gereçlerin kullanımı sırasında çocuk vücut organlarını ve kaslarını kontrollü kullanmayı öğrenir. Yaş ilerledikçe çocuklar daha çok başkaları ile birlikte oynamak ve sosyal etkileşim kurmak isterler. Sosyalleşmenin artmasıyla birlikte oyunlar da karmaşıklaşır ve buna bağlı olarak sosyal gelişim arttıkça oyun kurma ve oynama da zorlaşır. Oyunlar yolu ile çocuklar kendileri ve başkaları hakkında bilgi sahibi olurlar, kendi kapasite ve sınırlılıklarını büyüklerle olan farklılıklarını öğrenirler. En önemlisi çocuklar oyunlar yolu ile yaşamlarını organize etme ve denetleme alışkanlığını geliştirebilirler (4, 110). Çocukların geleceğin sorumluluk sahibi ve üretken bireyleri ve iyi vatandaşları olabilmesi için, aile ve eğitim kurumlarının işbirliği içinde çocuklara iyi organize edilmiş oyun ortamları yaratması gerekir.
Beden Eğitimi, spor etkinlikleri ve oyunlar yoluyla kazanılan psikolojik ve sosyal alandaki davranış değişiklikleri bireyin genel yaşantısına transfer olur mu konusunda yapılan araştırmalar, bedensel aktiviteler yoluyla fiziksel ve psiko-sosyal alanlarda kazanılan davranışların günlük yaşamda gerekli ve ilgili benzer durumlara transfer olduğunu göstermiştir (4, 122). Çocuğun bu sosyal davranışları kazanabilmesi oynadığı oyunun çeşidine, niteliğine, oyun arkadaşlarının ve çevresinin durumuna bağlıdır. Oyun alanları çocukların sosyalleşmesi için en iyi ortamlardır. Çünkü oyun çocuk için ciddi ve amaçlı bir uğraşıdır. Çocuklar ilkokula kadar çeşitli aşamalardan geçerler. Bazı dönemlerde tek başlarına, diğer zamanlarda başka çocuklarla oynayabilirler (3, 206). Oyun ortamları düzenlenirken bütün bu ayrıntılar göz önünde bulundurularak, çocuğun hem neşe içinde eğlenmesi, hem de rekabet ederek mücadeleden korkmaması, önemli olanın kazanmak değil elinden geleni yapmak olduğunu öğrenmesi sağlanmalıdır. Oyun grubu içinde çocuğun her zaman her şeyin istediği gibi olmayacağını kavraması, bencillikten uzaklaşması, ben yerine biz demeyi öğrenmesi oyunun toplumsal açıdan en önemli katkısıdır.
Kaslarını ilkin oyunda, daha sonra da sistemli ve az çok kurallı spor etkinliği içinde geliştirmeye yönlendirilen çocuk, güçlü bir fiziksel yapıya sahip olacaktır. Bu durum az bir süre sonra, özellikle yeniyetmeliğin ilk evresinde, çocuğun akranlarının yanında aşağılık duygularına kapılmasına ve az çok doğal olan özseverliğine zarar gelmesine engel olacaktır (6, 128). Kişilik gelişiminde önemli bir yeri olan güven duygusunu kazandırmak için sosyal etkinliklerde çocuğun sergileyeceği her tür başarının ödüllendirilmesi kullanılabilir. Bu amaç okul dönemi sonuna kadar yapılan organizasyonlara katılanlara katılım belgesi, birçoğuna da bir gerekçe gösterilerek ödüller verilmelidir.
Oyun ve okul çağında çocuğun bir spor türüne uyum yapmasını sağlamaya çalışmaktan çok, spor türlerini çocuğa uyarlamak daha doğru olur (8, 32). Bu nedenle geleceğin şampiyonlarını yetiştirmek amacıyla çocuğa uygulanan yoğun sportif çalışmalar, onun psikolojik ve toplumsal gelişmesine yarardan çok zarar getirir.
Oyun hemen herkes tarafından yaratılabilecek bir eğlence kaynağı ve boş zamanları değerlendirme unsuru olarak ele alınmaktadır. Yapılan araştırma sonuçlarına göre "Oyun emeğin yavrusudur" görüşü ortaya çıkmaktadır. Çocuk doğumdan aktif iş yaşantısına kadar oyunlar aracılığı ile fiziksel ve ruhsal olarak gelişimini sürdürür ve bir çok olayı yaşayarak kendi düşüncesini de geliştirir. Bilgilerini oyunun karakterine göre sergileyen çocuk, bazen kafasında oluşan düşünceleri canlandırır ve o an için en geçerli olanı seçerek uygulamaya koyar (2, 13). Serbest işler ve oyunlardan çocuklar heyecansal bir doygunluk duyar ki, bu da onlar için bir boşalmadır, ferahlamadır. 6-10 yaşları arasında normal çocuklarda yapılan denemelerle görülmüştür ki, %85 oranında çocuklar serbest oyunları-işleri, heyecansal bir boşalma olarak kullanıyorlar (1, 292). Çocuklar enerji doludurlar, hayal dünyası içinde yaşarlar. Akıllarından geçen, masal kitaplarında okudukları ya da filmlerde izledikleri bir çok hareketi denemekten çekinmezler. Çünkü sonucunda karşılaşacakları tehlikelerden habersizdirler. Bu tür girişimleri için güvenilir ortamlar ve denetimler yine organize edilmiş oyun ve sportif etkinliklerle sağlanabilir. Bu faaliyetler düzenlenirken, yeri, zamanı ve kuralları belirlenmeli, çocuğun bir güçlüğün üstesinden geldiğini hissettirecek engeller kurulmalıdır. Diğer çocuklarla bir arada olması ve adil bir ortamda rekabet edilmesi hazırlanmalıdır. Oyunda hem disiplin hem de gösteriş ve heyecan olmalıdır.
Bir çocuk 6 yaşından itibaren rekabet edebilecek duruma gelir. Bununla birlikte, yarışma davranışının yoğunluğu, büyük değişiklik gösterir. Yapılan bir araştırmada sadece rekabet davranışının değil aynı zamanda işbirliği, yardımlaşma, başkalarının acılarını paylaşma ve ne yazık ki gruplara karşı ön yargılı düşmanlık davranışlarının hep ayni yaş döneminde ortaya çıktığı görülmüştür. Başka bir araştırma, orta sınıftan öğretmen ve meslek sahibi ebeveynlerin çocuklarının, işçi sınıfından ailelerinin çocuklarından daha erken yaşta yarışma davranışı gösterdiklerini ortaya koymuştur (7, 84).
Günümüzde pek çok aile çocuklarına spor yapma olanağı sağlamak için çaba göstermektedir (Kurs ücreti ödeme, çalışma süresince bekleme, spor malzemesi satın alma vb. ). Ancak bu aktiviteleri boyunca çocuklarının diğerlerine göre hep daha iyi, daha başarılı olması isteğini taşımaktadırlar. Bu çalışmaların çocuklar için emniyetli bir oyun ortamı ve etkili bir toplumsallaşma aracı olması ikinci planda kalmaktadır. Oysa çocuklar anne babalarının hırslı olmaları, yapabileceğinden fazla şeyler beklemeleri, hayal kırıklıklarını sözler ve mimiklerle yansıtmaları sonucu kendini değersiz hissetmekte, diğer arkadaşlarına düşmanlık duyguları geliştirebilmektedir. Oysa davranışı somut bir hedefe yönlendirme kapasitesi sadece yaşla ve Piaget'in de önerdiği gibi akranlarla iletişim sayesinde gelişebilmektedir.
Küçük çocukların, sürekli başarı ya da başarısızlık deneyimlerinin etkisi, özellikle Pauline Sears'ın çalışmalarıyla başlayarak belgelenmiştir. Belirli bir yetişkin veya akran grubu tarafından onaylanan ve ödüllendirilen bir başarıyı yaşayan çocuk, ara sıra yaşanan başarısızlıkları veya çalışmadan geçen bir günü tolare edebilir. Ama, devamlı deneyimleri daha başarısız veya az başarılı olarak nitelendirilen çocuk, kendisi için etkin olan kişilerin onayını alamamış olmaktan ve geçici bir düşüşten dolayı acı çeker. Giderek, performans için duyduğu istek düşer ve sonunda tamamen yok olabilir. Çocuk denemekten vazgeçer (7, 90). Toplumsallaşmayı sağlamanın bir aracı olarak oyun ve sportif uygulamalar gerçekleştirilirken bu önemli saptamalar göz önünde bulundurulmalıdır. Uzman öğretmenler ve rekreasyon liderleri organizasyonlarda sorumlu olmadır. Çocuklar için belirlenecek hedefler, kazanmak ve kaybetmek üzerine değil birlikte başarmaya, problem çözmeye, çocuğun grubun bir parçası olduğunu hissetmesine olanak sağlayacak şekilde belirlenmelidir. Bilinçli düzenlenmiş çocuk sporlarının yararları büyüktür ve çocukların spora katılımı özendirilmelidir. Sporla işbirliği ile rekabetin birlikteliğini kavrayan çocuğun, ileride toplum değerlerini geliştirebileceklerine inanılmaktadır.
TEMEL JİMNASTİK EĞİTİMİ
Jimnastik ilk olarak ilk çağlardaki insanların maymun hareketlerini taklit etmesiyle başlamış ve gelişen teknoloji ile günümüzdeki halini almıştır. Jimnastik hem kız hem de erkek çocuklara hitap eden fiziki ve ruhsal gelişimi sağlayan özellikle başlama yaşı 4 - 10 yaş arası olan çocuklara yönelik olimpik bir branştır. Jimnastik çocuklar üzerinde fiziki gelişimi sağlarken aynı zamanda da estetik bir görüntüye sahip olmalarını, boylarına göre kilo ve vücut kas kitlesini dengeler. Jimnastik branşı tüm spor branşlarının temelini oluşturur.
En azından bir iki yıllık jimnastik eğitimi alan çocuklarda görülen özellikler;
* Daha sosyal ve dışa dönük bireyler,
* Hiperaktif çocuklarda daha sakin davranış durumu,
* Duruş bozukluklarını düzenler,
* Denge sorunu yaşayan çocuklarda olumlu etkisi vardır,
* iletişim kuramayan çocuklarda önemli ilerleme görülmüştür,
* Yaşıtları arasında daha aktif ve girişkendir,
* Yaşıtlarına oranla her alanda daha başarılıdırlar,
* Yaşıtlarına göre daha sorumluluk sahibidirler
* Velilerinde onayı ile ilerleyen aşamalarda olimpik düzeyde milli sporcu olarak ülkelerini temsil edebilirler.
Çocuklar için jimnastik
Milli jimnastikçi Ebru Karaduman, sporun özellikle jimnastiğin çocuklar üzerindeki faydalarını şöyle anlatıyor; 'Teknolojinin her geçen gün hızla gelişmesi, çocuklarımızı evde bilgisayar ve televizyon karşısında uzun zaman geçirmeye yöneltmekte ve sosyal iletişim becerilerinin gelişmesine engel olmaktadır. Bu durum karşısında yorulmak bilmeyen çocuklar, hareketsizliğe mahkum kalmaktadır."
Özellikle okul öncesi dönemdeki çocukların hareketliliğe bağlı olarak kas ve kemik yapılarının güçlenmesi, sinir-kas koordinasyonu, sürat ve kuvvet yapılarında gelişme sağlanması çok önemlidir. Artık birçok aile çocuklarının içinde bulundukları durumu gün geçtikçe farkına varıyor. Bunun neticesi olarak son zamanlarda okul öncesi çocuklarla alakalı olarak veliler; "Spor okullarına katılmak faydalı mı?", "Çocuğum un ruhsal ve bedensel uyumu iyi mi?", "Jimnastik okuluna kaç yaşında göndermeliyiz?", "Çocuğum için hangi spor dalını seçmeliyim?" gibi sorularını yöneltiyorlar.
Okul öncesi çocuklar için çok ideal
Okul öncesi çocuklarda öncelikle hareketliliği sağlayacak aktivitelerin yapılması, yaş dönemlerine göre hazırlanmış özel programlarla doğal gelişimlerinin desteklenmesi gerekmektedir ve bu yüzden jimnastik sporu, otomatik olarak tercih sırasında ön planda olmalıdır. Jimnastik, öncelikle spor yapma kültürünü çocuklara aktardıktan sonra, onlara en doğru aktivitelerin yapılması için bilinçli tercih imkanı sunmaktadır. Bu yüzden spor dalı seçmeden önce, çocukların doğal gelişim ihtiyaçlarına cevap veren doğru programlar uygulayan bir eğitim merkezini tercih etmelisiniz.
Neden jimnastik?
Amaç fiziksel uyum sağlamak olduğunda jimnastik ideal bir yöntem olarak karşımıza çıkar. İyi ve doğru yönlendirilmiş jimnastik programı esneklik, koordinasyon, kuvvet, çabukluk gibi fiziksel özellikleri geliştirir. Jimnastik, bütün dünyada alt yapı sporu olarak kabul edilen ve temel spor olarak da uygulamaya konulan çok teknik bir daldır.
Jimnastiğin faydaları
• Spor, çocuğunuzun daha sosyal ve dışa dönük bireyler olarak gelişmesine imkan tanır.
• Hiperaktif çocuklarda daha sakin davranış durumu oluşmasını sağlar.
• Duruş bozukluklarının düzeltilebilmesine yardımcı olur,
• Denge sorunu yaşayan çocuklarda olumlu yönde ilerleme sağlar.
• iletişim kuramayan çocukların sosyalleşebilmesine imkan tanır.
• Çocuğunuzun yaşıtları arasında daha aktif ve girişken olabilmesini sağlar.
• Yaşıtlarına oranla her alanda daha fazla başarı gösterebilmesine yardımcı olur.
• Yaşıtlarına göre daha olgun ve sorumluluk sahibi olabilmesine imkan tanır.
JİMNASTİK EĞİTİMİ
Temel jimnastik eğitimi ile NELERİ AMAÇLIYORUZ;
Çalışmalarımızda;
•Oryantasyon ( yön verme yeteneği)
•Differantial (ayırt etme yeteneği)
•Balans (denge yeteneği)
•Reaksiyon (çabuk karar verebilme)
•Uyum ( ani ve beklenmeyen durumlara uyabilme)
•Ritm (hareketlerdeki özel dinamik değişimlerin farkında olma) Özellikleri geliştirilir.
Jimnastik temel eğitim devresinde verilecek fiziksel eğitim ile çocuklarımızda;
Kas kuvveti, koordinasyon, çabukluk gibi temel beceri unsurlarını geliştirmek, düzgün duruş alışkanlıklarını kazandırmaktır. Tüm yaşam içinde fiziksel aktivite alışkanlığı kazandırmak, dikkat etme, düşünceyi bir arada toplama, yaratıcılık ve hayal gücünü kullanma yeteneğini geliştirmek, kurallara saygı göstermeyi, yenilgiyi ve başarıyı öğretmek, hoşgörü ve işbirliği, vücut tutuşu ve sıkılığını kazandırmak amacı güdülmektedir. Kendini geliştirmeye hevesli olan, Hedefleri olan ve onları gerçekleştirmek için çabalayan, okuluna değer veren ve aktivitelere katılan, İnsanlarla iyi iletişim kurabilen, sosyal yönü güçlü olan, bireyler hayatta başarılı olurlar.
OKULUMUZDA JİMNASTİK DERS METODLARI
- Koordinasyon geliştirici yürüyüşler
- Mum duruşu
- Beşik hareketi
- Öne takla
- Yardımlı amut hareketi
- Bacak savurma
- Sıçrama
- İstasyon geçişleri
- Spor yapmanın eğlendirici yönünü anlayabilecekleri oyunlar
- Vücuduna yön verebilme hareketleri gibi çalışmalar yapılmaktadır.
BUKET AKÇA BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ÖĞRETMENİ.
24 OCAK 1986 BURSA' DA DOĞDU. 2010 YILINDA ULUDAĞ UNIVERSİTESI BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜNDEN MEZUN OLDU.DANS VE JIMNASTIK ALANINDA U.Ü PROF. DR.TURKAN BULUT YIGITDINÇ TANGO EVITA DANS VE SANAT OKULUNDA 2 YIL ASISTAN OLARAK GÖREV YAPTI. YUZME ANTRENÖRLÜĞÜNÜN YANI SIRA ; 2006 YILINDAN BU YANA TURKIYE DAĞÇILIK FEDERASYONU LİSANSLI SPORCUSU VE SPOR TIRMANIŞ ANTRENÖRÜDÜR. SPOR TIRMANIŞ BRANŞINDA HALA YARIŞMA SPORCUSU OLARAK AKTIF SPOR YAŞANTISINA DEVAM ETMEKTEDİR.ANA OKULU VE ILK ÖGRETIM SEVIYESI ÇOCUKLARLA DANS,JIMNASTIK,SPOR TIRMANIS VE YUZME BRANŞLARINDA BİRÇOK KULÜP VE OKULDA ANTRENÖR VE EĞİTMEN OLARAK GÖREV YAPMIŞTIR.
YÜNES SPOR MERKEZİ
TANGO EVİTA DANS VE SANAT OKULU
ANADOLU KAYAK VE JIMNASTIK SPOR KULUBU
BURSA ZIRVE DAĞCILIK VE DOĞA SPORLARI KULUBÜ
DSİ NİLÜFER SPOR KULUBÜ
YILDIRIM BELEDİYESİ SPOR KULUBÜ
Haberler
SEMİNER DUYURUSU
Okuma Yazma Becerisi Geliştirilmesinde
Yeni İpuçları
ALTİS ADAANAOKULU
amaç:
Bazen okuma yazma becerileri çocuklar için çözülmez bir düğüm gibi görünür ve okumayı yazmayı reddederler. Çocuğun okuma yazmayı öğrenememesinin, okuma yazma gerektiren aktiviteleri reddedişinin altındaki sebepleri aramalıyız.
Çocuğun okuma yazmaya karşı isteksizliğini, beceriksizliğini giderebilmek için uygun yöntemler kullanmak ve temelindeki eksiklikler üzerine çalışmak gerekir.
Bu seminerde okuma yazma becerisinde dikkat edilmesi gereken unsurları ve okuma yazma becerisi kazandırma aşamasında kullanılabilecek yeni ipuçlarını sizlerle paylaşmak istiyoruz.
İçerik:
· Okuma yazma eğitimi için gerekli olan temel beyin işlemesi bilgileri
· Okuma yazma becerisinin gelişim aşamaları
· Okuma yazma becerisini kazanırken derinlik algısı, mekansal algı ve ince-kaba motor becerilerinin önemi
· Beden algısı nedir? Nasıl gelişir?
· Beden algısı yeterli olmayan çocuklar neden okuma yazmada güçlük çekerler, bu çocukları nasıl ayırt ederiz?
· Bedensel algı gelişiminin, öğrenme güçlüğü, hiperaktivite ve davranış sorunları olan çocuklar için önemi nedir?
· Kaba motor gelişiminin gecikmesi akademik başarıyı nasıl etkiler?
· Motor planlama nedir? Motor planlama yapamayan çocuklardaki belirtiler nelerdir?
· Okuma yazma eğitiminde dikkat edilmesi gereken püf noktaları
· Okuma yazma becerisini kazanmada güçlük çeken çocuklar ne zaman uzman desteğine başvurmalı?
KATILIM İÇİN 457 85 70DEN İSİM YAZDIRILMASI GEREKMEKTEDİR.
Konuşmacılar: Nöroloji Uzmanı Dr. Bülent Madi, Fzt. Ebru Beydilli
Katılımcılara katılım belgesi verilecektir.
YER :ECA ELGİNKAN İLKÖĞRETİM OKULU KONFERANS SALONU
TARİH:26 KASIM 2011
SAAT:10:00-12:00
Read more



